Soykırım mekânında selfie çekmek

beraberce Derneği; İstanbul’da “Hafıza Mekânları: Nerede, Nasıl, Kimin İçin?” başlıklı deneyim paylaşım atölyesi gerçekleştirdi.

6 Nisan Cumartesi günü, İstos Yayınları’na ait İstos Kitap&Kafe’de 16.30-18.00 saatleri arasında beraberce Derneği’nin Beraberce Değişim Programı: Hafıza Mekânları projesi kapsamında organize edilen atölye İstos Yayınları’ndan Varduhi Balyan’ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Atölyede, beraberce’nin “Hatırlamak Özgürleştirir” ve “Hatırlamak İyileştirir” kitaplarının tanıtımı da yapıldı.

beraberce Derneği’nden Berfin Azdal’ın ve beraberce Değişim Programı: Hafıza Mekânları projesi kapsamında Polonya’daki Galiçya Yahudi Müzesi’nde gönüllü çalışmalar yürüten Abdülhamit Akın’ın katılımıyla gerçekleşen atölyede beraberce Derneği’nin faaliyetleri paylaşıldı.

Berfin Azdal, beraberce’nin beraberalan projesi kapsamında Türkiye’den gençleri, araştırmacıları ve aktivistleri toplumsal hafıza ve zor geçmişlerle yüzleşme alanında çalışmak isteyen herkesi, dünyanın dört bir yanındaki hafıza mekânlarına erişmeye ve buralarda gözlem yapmaya teşvik ettiğini belirtti. Derneğin önümüzdeki süreçte de Almanya Dışişleri Bakanlığı tarafından desteklenecek “Hatırla!” isimli projesiyle hatırlama ve hafıza mekânlarına dair çalışmalarını Türkiye’nin çeşitli illerinde yürüteceğini aktardı. beraberce Değişim Programı: Hafıza Mekânları katılımcısı Abdülhamit Akın ise Galiçya Yahudi Müzesi’ndeki gözlem ve deneyimlerini aktardıktan sonra konuşmasına şöyle devam etti:

“Bir hafıza mekânı inşa etmek için illa bir felaketin yaşanması gerekmiyor. Galiçya Yahudi Müzesi bu anlamda iyi bir örnek. Bir zamanlar ve hâlâ Polonya’da yaşayan Yahudilerin gündelik hayatları hafızalaştırılmış. Hafıza mekânlarıyla kişilerin, bizlerin kurduğu ilişki üzerine daha çok düşünmek lazım. Bu mekânların inşası neyi amaçlıyor? Galiçya Yahudi Müzesi’nde deneyim edindiğim sırada Auschwitz-Birkenau Kampı’nı ziyaret ettiğimde, mekânda selfie çeken ya da benden fotoğraflarını çekmemi isteyen çok fazla kişi olmuştu. Bir zamanlar felaketin yaşandığı o mekânda yüzlerinde hafif bir tebessümle fotoğraf alan birçok grup vardı. Yeniden düşünmek ve tartışmak lazım: Burada mekânla kurulan ilişki neye tekabül ediyor? Ya da bu mekânlar başka bir ticarileşmenin sembolü olmaya doğru mu yol alıyor?”