“Okuduğunuz her şeye inanmayın, benim oraya dair hikâyelerim çok başka!”

beraberce Derneği; İstanbul’da “LGBTİ+ Hafıza Mekanları: Neden İhtiyacımız var?” başlıklı deneyim paylaşım atölyesini gerçekleştirdi.

27 Şubat Çarşamba günü, Şişli Ortak Deneyim Atölyesi (ODA)’da 18.00-19.00 saatleri arasında beraberce Derneği’nin Beraberce Değişim Programı: Hafıza Mekânları projesi kapsamında “LGBTİ+ Hafıza Mekanları: Neden İhtiyacımız var?” başlıklı bir deneyim paylaşım atölyesi düzenlendi.

beraberce Derneği’nden Berfin Azdal’ın moderatörlüğünde düzenlenen atölyenin konuşmacısı beraberce Değişim Programı: Hafıza Mekânları projesi kapsamında ABD’de bulunan Uluslararası Hafıza ve Vicdan Mekanları Koalisyonu’nda gönüllü çalışmalar yürüten Lara Özlen oldu.

beraberce Değişim Programı: Hafıza Mekânları katılımcısı Lara Özlen, Amerika’da bulunan Uluslararası Hafıza ve Vicdan Mekanları Koalisyonu ilişkin gözlem ve deneyimlerini aktardıktan sonra konuşmasına şöyle devam etti:

“beraberce Değişim Programı: Hafıza Mekânları projesi kapsamında Amerika’nın New York kentine gittim. İki ay boyunca orada çalışmalar yürüttüm. New York’ta Uluslararası Hafıza ve Vicdan Mekanları Koalisyonu’nda gönüllü oldum bir süre. Orada hem çalıştım hem de bu vesileyle birçok hafıza mekânını görme fırsatım oldu. Orada, özellikle LGBTİ+ hafıza mekanları üzerinde çalıştım. Bu alana dair yapılan çalışmalara yoğunlaştım.

Biliyorsunuz, Amerika’da Florida’nın Orlando kentindeki yoğunlukla eşcinsellerin gittiği bir gece kulübüne saldırı gerçekleşmişti 2016’da. Orayı şimdi bir hafıza mekanına dönüştürmüşler, One Pulse Foundation adıyla. Orası sıradan bir barmış aslında ama o saldırıdan sonra barın sahibi, barı bir hafıza mekanına dönüştürmeye karar vermiş. Daha sonra onlarla Dominik Cumhuriyeti’nden bir ekip, Güney Afrika’da bir LGBTİ+ arşivi üzerine çalışmalar yapmış. Ben oradayken bu ekip ile bir araya gelip “LGBTİ+ hafıza mekânı nasıl olur?” diye bir toplantı düzenledik.

Ayrıca, Social Justice Tours adıyla hafıza yürüyüşü yapan bir ekiple tanıştım. Kadın odaklı bir hafıza yürüyüşü yapıyorlardı. Onlara da katıldım bir süre. Stonewall İsyanı’na odaklanan faaliyetleri de vardı. Ona bir lezbiyen kadın da katıldı. 1960 ve70’ler boyunca LGBTİ+ mücadelesinde oldukça aktif, şimdi sokakta yaşıyormuş. Kendi yaşadıklarından hareketle çok acayip hikayeler anlatıyordu. Angela Davis’in hapse girdiği dönem o da hapishanedeymiş. O dönemlerin birçok figürünü bir şekilde tanıyormuş. Ve bize, “Okuduğunuz her şeye inanmayın, benim oraya dair hikâyelerim çok başka!” diyordu. Bu da benim için ilham oldu.”